31 Ekim 2012 Çarşamba

İş

Bu işe bi' ayar çekmeli..
Böyle her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün  her gün her gün ... 

30 Ekim 2012 Salı

Oradan Terlik Atmayalım

Güneşli şiir dedim de..
Hep yakın değildir ki Güneş!
Hep sıcak değildir ki Güneş!
Hep gözlerimizi almaz ki Güneş!
-
Ama ben isterim ki, 
Hep olsun. Bulutlu da olsa şiir,
Karanlık fırtınalar da kopsa satır satır,
Harfler kurşun olup tepeme de inse sağanak gibi,
Karanlık da örtülse battaniye olup..
Şiirin gezegeni hep güneşin çevresinde dönsün.
--
Şimdi şuan görünmüyor diye..
Hepten yok değil ya Güneş..
Gelecek.
Gelecek yine..
Belki bulutların ardında dolanıp göğü gümüşle kalaylamakla yetinecek..
Hatta belki kara fırtınaya boyun eğecek.
ama görünmese de,
hep var olacak.
---
İşte isterim ki ben de..
Varsın her harf ışımasın..
Varsın cümleler buz gibi olsun..
Kalksın yere çaksan gidecek kadar demirden olsun..
Civadan dökülmüş gibi ağır olsun..
Karanlık yanında ak kalsın..
ama hissedeyim..
her nokta o güneşin çevresinde dönsün.
İnsan deniz olsun.
İnsan bahar olsun.
İnsan güneş olsun.
Güneş Hak'tan bir parça.
-bitmez-
-devam edecek başka bir vakit-

Sokak Dökümü


Şarkıcılardan Buika.
Babamla çıktık.

Bugün törenler olduğu için bir süre iş yerinde bulunması gerekiyordu.
Anahtarı uzattı. "cık" sen kullan dedim. Canım istemiyordu. Zaten inecektim yolda.
Şehir merkezinde bıraktı, geçti.
-
Her zaman uğradığım bir yer vardı. Kırtasiye ve kitap iç içe. Tam da sevdiğim gibi.
Zaten kırtasiye deyin bana.. 
Renkli tükenmez kalemler, etiketler, kalemtıraşlar, envai çeşit tahta kalemler deyin..
Saatimi kolumda pause yapın zaman dursun orada.
İşte oraya uğradım..
Pek bir şey bulamadım. 
Sadece bir anahtarlık.. ama çok beğendim. Sevdiğim birine hediye olacak.
-
Sonra oradan çıktım. Cumhuriyet yürüyüşüne katıldım.
"halkın bayramı engellenemez" sloganını beğendim. Onlar son ses yükseltirken göklere ben içimden düşünmeyi uygun buldum. Kafa değişik çalışıyor ya biraz, kimden hangi yaş gurubundan kaç kişi gelmiş, bir şeylerin bilincinde mi yoksa öylesine mi uğramış, kimler neden bayrak taşıyor, hangi siyasi ve sivil gruplar katılmış.. Bunları yokladım. Ama bunun için çok izin vermedim kendime. Öyle işte üç-beş dakika kadar hızla tarayıp kaydettim. Gelecekte lazım olacak bunlar. Hayaller hayaller hayaller işte.. Güzeldi yürüyüş. Saygı duruşunun ve İstiklal Marşı'mızın ardından ayrıldım. Düzenleyen grupların temelsiz, içinde çözüm fikri barındırmayan ve son derece bayağı söylevlerini dinleyebilecek kadar zaman zengini değilim şu sıralar. 
Boşuna bayram dememiştik oysa bugünlere.
Bayramların anlamlarını yitiriyoruz. 
Toprağa emanet ettiğimiz yüz binlerce şehidimize vefasızlık ediyoruz. 
Atatürk başta sayısız gazimizi unutuyoruz.
Bayrağımızı görmüyoruz.
İstiklal Marşı'mızı duymuyoruz. 
En kutsal varlıklarımızı, -inançlarımız başta- tepemizdeki -belki üç beşi müstesna(çalışanları da vardır, günahlarını almayalım)- yaklaşık 550 milletreziline rezil ettiriyoruz. Bu değerleri meclisteki kulislerde üç paraya satmalarına izin veriyoruz. Neyse bunları ayrıca yazmak gerek. Tabi buraya değil. Adımın da olduğu bir yere. Ayrıca 24 Kasım da yaklaşıyor, akıl vermek gibi olmasın da(!) onun için de yazmak gerek, mühim bir gün netice de.
-
Sonra işte..
Kitapçıya uğradım. İhsan Oktay Anar'ın son kitabını almamıştım henüz. Bir anda herkes konuşmaya başlayınca ve daha kitap çıkmadan ön satışa çıkınca soğuyuvermiştim. Geçen gün bir akrabamda -ki benden bir yaş büyük olsa da abi derim kendisine- konuşurken elime alıp incelemiştim ilk kez. İlk baskısını artık bulmak zor olur deyince kafam zonkladı. Sağolsun, abim felsefetördür kendisi, İhsan Hoca da öyledir ya, çok dikkat eder basım masım işlerine. Nasıl aklıma gelmedi benim! Bizim burası küçük memleket ya, dedim kesin kitapçılarda hala ilk basımı vardır. İşte bugün yürüyüşten sonra kitapçıya gittim. Az kitapçı var burada, azı da azalmakta.. Giren çıkan az. Ne zaman gelsem destek olmak isterim şu halimle bile.. Hemen gidip bildiğim üç kitapçıdan da bir şeyler alırım. İnternetten kitap almayalı da epeyce oldu zaten. Ayrıca abim bir de mantolu kitabını sıkıştırıverdi elime. "Aralıksız okuyup bitirebileceğin bir gün de başla iyen" diye de ekledi. Madonna ile şahsi tanışıklığımız yoktur ama ben dükkanda gocuk sorumlusuyum. Ona da feydası olur diye düşündüm. Tabi yerseniz. Kitapçıda gözlerim raflarda pejo 103 motora binen serseri çocuklar gibi gezerken bir şiir kitabı dikkatimi çekti. Oradan bir beş mısralı okudum rastgele. Kapkaranlıktı. Sevmedim. Ulan dedim daha da böyle şiir okursam.. Şiir, hiç olmazsa bana, aydınlık olmalı, "Güneş" gibi gelmeli. Şu an yaşayan her şair bir tane olsun bana özel ışıklı şiir yazmalı. Gerçi, adı gizli, bir kişi bi' tane yazsa yeter. Konusu farketmez. Güneşli olsun yeter. Neyse ben bi' süre şiir okumayacağım. Ne anlattığını bile idrak edemedim ama içimi kararttı o beş mısralı.
--


Kitabımı da aldıktan sonra yüz elli yıllık Çakaloz Cami'ye yürüdüm. Öğle namazımı Kıldım. Dua ettim. Sevdiklerimi andım bolca. Uzun uzun bahsettiklerim de oldu. Kimse de yoktu o sırada.. Çokça da fotoğraf çektim. Saatleri de kurcaladılar ya yine, bir baktım ikindiye de az kalmış. Başka bir camiye gittim dolana dolana. Orada biraz oturdum. Hoca Kur'an okuyordu, bir ben vardım. Sonra dedeler de geldi. Bir yandan da çaktırmadan fotoğraf çekmeye çalıştım yine. Tabi dedelere yakalansak makineli şapaşilleye tutarlar Allah muhafaza:) Ezan okundu. Şöyle ardıma dönüp bir baktım.. Kapıya çıkıp, "hadi! ezan bitmek üzere! yok mu başka gelen!" diye seslenmek geçti içimden.. Ne seslenmesi.. Bağırmak.. Zira bu yaşımda en genç ben vardım. Olmamalıydım. Başkaları da olmalıydı. Cami doluydu ama.. Benim gibi içi boşlardan azdı.. Üzüldüm. Hiç olmazsa en yakın kişiyle aramda en az beş yaş olmamalıydı. 

Güzel çekimler yaptım burada. Başka bir zamanda başka vesilelerle yayınlayacağım onları. Bir kişi için. [iç not: şarkı açmıştım az önce yazarken bana eşlik etsin diye. dinlemeyi unutmuşum. sonra yeniden açtım. yine dinlemeyi unutmuşum. biri bunu açıklasın bana] Burada da güzel şeyler diledim Hak'tan. Af başta. Camiden çıkarken tam, babam aradı. Çıkmış, dışardaysan seni alayım dedi. Ben de yorulmuş idim zaten dolanmaktan. Pek güzel oldu. O gelinceye kadar karşıdaki elektirikçiye geçip on metre kablo aldım İzmir'deki bir takım ev işleri içün. Burada her şey ucuz.. Hem de buradan ta İzmir'e taşınacak kadar ucuz.
--
Sonra babam geldi aldı gittik.
Yol üzerinde kırtasiye malzemelerinin de bolca olduğu bir kaç markete uğradık. Oralardan da İzmir'de bulamayacağım fiyatlara pek çok şey aldım. Eve geçerken ben kullandım. Hava güzeldi. Ancak sokaklar sessizdi. Malum okul var yarın. Ve gün bitmek üzereydi. Sokaklar akşama terkedilmişti.

Sahi..
Ben daha sırt çantamı hazırlayacağım..
Dokuzda yolculuk,
Üçte de iş var yarın.
Tabi hayat lütfedilirse yarına.
Haydin selametle.
--
Envai çeşit Buika. 
Ha boyna Buika dinliyorum eskidenki gibi.
Evde son gecenin son uyanık anları(polim olabilir)
İsa Hazret'in doğumundan sonraki iki bin on ikinci yılın,
Onuncu ayı,
Kırk dördüncü haftası,
Üç yüz dördüncü günü.
Birinci saati,
Üçüncü dakikası.
Elli sekizinci saniyesi.

29 Ekim 2012 Pazartesi

Bana Afiyet Olsun

Evet :)
Şapaşilleyi aldık.
Pek de güzelmiş, gönderenlerin ellerine sağlık.
Üzerime düşen kısmını yedim:)
"üzerine" düşen kısmını da bir suretle iletmeye çalışırım artık.

şöyle bi

yarın yokum nasılsa.
şöyle bi dolanıp geleyim.
bulutlu hava teneffüs edeyim,
camilere uğrayayım,
seccadelere binip uçayım,
el açıp sevdiklerimi anayım.
yarın yokum nasılsa.

Şarkılardan: Rüzgar Gülü

İncir Çekirdeğinden İncinmek

Bir çuval incire yazık etmemek lazımdır..
Ancak
Kime göre incir?
Neye göre incir?
Ne kadar incir?
İncir ise kimin inciri?
Fazla incir çuvalına zarar mı?
Tadından boğazları yakar mı?
Her incir aynı mı?
Hem incire ihtiyaç var mı?
--
Bu denli dallanıp budaklandırmanın dahi hiç gereği yok ki!
Karar bir çuval incirden önce, 
dünyada benzeşi bulunmayan tek bir kalbindir.
Dünya o kalbin dünyasıdır.
Paralel evren de o kalbin evrenidir.
İncir onunsa karar zaten onundur.
Yok incir onun değilse karar yine onun kararıdır.
Allah bile zorlamamışken..
İnsan cüret etmesin zorlamaya.
Zorlanan da Allah için cesur olsun.
Bir tek O'ndan çekinip, bir tek O'ndan güç bulsun.
İncir için incitmesin gönlünü.
Milyonlarca incir çuvalı, gözde ışıyacak tek bir kalp damlasını bile doldurmaz ki!
--
Ey iman edenler! Haktan yana olup vargücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin ve adalet numunesi şahitler olun. Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kin ve öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Âdil davranın, takvâya en uygun hareket budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.[Maide: 8]

Allah onunla, rızasını izleyenleri selâmet yollarına iletir, Onları izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola iletir.[Maide: 16]

Muhakkak ki Allah iman edenleri koruyup müdafaa eder. Çünkü Allah hain ve nankör olan hiçbir kimseyi sevmez.[Hac: 38]

Ey iman edenler! Siz Allah'ı sayar haramlardan sakınırsanız, Allah size hakkı batıldan ayırd edecek bir anlayış kuvveti verir, sizin günahlarınızı örter, sizi affeder. Allah büyük lütuf sahibidir. [Enfâl: 28]

Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidâyet ve rahmet geldi. [Yunus: 57]

Gerçekten bu Kur’ân insanları en doğru yola, en isabetli tutuma yöneltir. Güzel ve makbul işler yapan müminlere nail olacakları büyük mükâfatı müjdeler. [İsra: 9]

Yetmiş Yedi Dakika Otuz Dokuz Saniye

Gecenin bir vaktiydi.
Daha dün.
E-80 üzerinden gidildiğinde altı yüz doksan nokta altı kilometrelik yolu birbirine bağladı iki telefon.
Bedenlerin yolunu ölçtük de, ruhlarınkini ölçer miydi kilometre denen şey..
Bilmem.



Konuştuk da konuştuk..
Ne mi konuştuk?
Bilmem.
Havadan sudan desem yalan olur bir onu biliyorum işte.
Anlaşıldı.
Biz artık daha sık konuşacağız.
Daha uzun buluşacağız telefon başında.
Peki ne olacak sonra
Ne olacak bu işin sonunda?
Her alo altı saat kırk üç dakika yakınlaştıracak mı O'na beni?
Bilmem.
Olabilir.
Peki o bana kaç kalp yılı uzakta?
ve bir kalp yılı kaç ışık senesiyle ölçülür?
--
Neyse.
Lüzum yok şimdi formüller türetip kafa yormaya.
şimdi La Falsa Moneda dinleyerekten uzanacağım ben.
Hem.
Uzakta olan benim.
Henüz bilmem kaç kalp yılı var düşünmeme.
İhtiyaç duyuyorsa O düşünekoysun.
---------
Fotoğraf: Işık Hızında Kalp yılı-2012
21 Ekim Gecesi, 20:14:41.
İzban hattında Kemer-Şirinyer arasında bir yer.
Pozlama Süresi : 2sn.
Nesne Uzaklığı Aralığı: Bilinmeyen.

28 Ekim 2012 Pazar

Yaka-la

kendini ölüyor görene,
nefesi daralıp,
nefsi açılana,
aklı başkalarınınkinden çoktur sanana,
kendini az başkasını çok bilene,
az düşünüp düşü çok olana,
sevdim arası boğdum diyene,
anlamaya zahmeti olmayana,
boşamayı bekarken sevene,
oturmaktan keyifliye, 
gayreti bilmeyene,
kulağı oruçta kalana,
ağzı hiç kapanmayana,
Anlamadan habersiz, 
hep anlatmadan yana durana;
ellerinin çatlağı hasetten olana,
göz bebeğini cami avlusuna bırakana;
ve hep boş bakana,
önler dururken arkalardan söz salana,
niyetini çöpten bulana,
eli kirli olana,
cebi mağara içi akrep dolana,
sevdiğinden değil yerdiğinden verene,
duygudaşlığı* yanlış anlayıp kendini hep kendi yerine koyana,
Kalpler yıkıp enkaz altında kalana,
kafası doğduğu günkü gibi olup Herakleitos'u haksız çıkarıp yerlere çalana,
hiç kullanmadığından vicdanı hep temiz kalana,
..
Can simididir kendileri gibi olmayan her yaka.
Yaşamak isterler.
Yaşayandan can çekerek bir yaka vasıtasıyla.
Bulutlara halatlar çekip ağırlık olmaları bundandır.
Lakin bulutun yere indiği görülmüş şey değildir.
Onlarınki de umuttur işte..
umut..
unut.
---------------
*empati

Suçüstü!


Babamı yine Planet Çocuk izlerkene yakaladım. 
İki dakika fırsat buldu mu hemen açıyor.
Rekkit, Baksbani, Tenten, Dafidak, 
TomveJeri dedin mi tamam.

Huy edinmiş, habire izliyor.
Aslında dilekçe verip "Planet Baba" ya çevirtmek lazm bu kanalın ismini.

Çatışma

Sevdim hep silikon tabancalarını. 
Mp5'e benziyorlar diye. 
Bugün elimdeydi yine. Dedemin antenini tamir etmeden önce oluklara gözdağı  vermem gerekiyordu. 
Kamuflajları giydim,
Topuklarına sıktım bir daha su akıtmasınlar babaannemin balkonuna diye.

Yalnız Kalbi olanın Hüznü Vardır

Kabul etmiyorum.
Ben böyle yaşadım.
Bunu soludum.
Bunu böyle bilmem,
Bunu böyle kabul etmem de bundandır.
Kalbi olanın yalnız hüznü yoktur.
Yalnız kalbi olanın hüznü Vardır.

Hem Satrançta..
Kaça kaça kazanmaktan yeğdir üzerine yürüye yürüye yenilmek.
ve yenilmek..
kaybetmek anlamına gelmez çoğu zaman. 
bu, kazanmayı yenmeye tutsak etmişlerin kuruntusudur.

Ayrıca, Dönüş vardır. Dönen bir dünyada her zaman dönüş vardır.

Fotoğraf: Yalnız Palmiye- 2012, 
23 Ekim Gündüzü 11:44:32 
İzban hattında Kemer-Şirinyer arasında bir yer.

Bilgisayar Dersleri-I (bilmeyenler var da içimizde, kimse üstüne alınmasın)

Siz hemen hayret edin zaten!
Şimdi Stepinking'i bir tarafa bırakalım 
ve blogumuzun ayrıntılı istatististiklerini nasıl görebiliyoruz ona bakalım.
ilk önce
adresine dalıyoruz.
Ardından sayfanın sağında bulunan "oturum açın" sekmesine tıklıyoruz. Bir google hesabımız olduğu için yeni hesap oluşturmaya lüzum yok. Ayrıca gereken kod tanımlamaları tarafımdan hassasiyetle yapılmıştır ve kontrol edilmiştir geçmiş zamanda:) 
Sonra, eğer kullanıcı adı şifre sorulmuşsa girilir, sorulmamışsa zaten sol kısımda blogumuzun adı görünür. Bu ismin üzerine bir güzel tıklanır. Böylece bir alt sekmesi açılır. Açılan sekmeye de tıklanır. Sağ üst kısım genelde son bir aylık sürece ayarlıdır. İstenirse özel bir aralık girilebilir. Sitenin yayına ne zaman girildiği bilinmiyorsa eğer, uzak bir başlangıç seçilebilir. Eğer tarih seçildikçe eski haline geçiyorsa ya da tanınmıyorsa, kopyala yapıştır yapılarak ya da tarih el ile girilerek çözüm sağlanabilir. Sol kısımdaki bütün sekmelerin iç sekmeleri de vardır. Hatta onların da ayrıca açılımları vardır. En küçük ayrıntılara bile ulaşılabilir. İyice karıştırmak da, her yere tıklamak da fayda vardır. 

Silahşor-20

"Ateş sönmeye yüz tutmuş, yıldızların ışıltısı uçuklaşmaya başlamıştı. Huzursuzca dolaşan rüzgar kendi hikayesini hiç kimseye anlatmıyordu. Roland uykusunda kendi ellerini ayaklarını oynattı, sonra da hareketsiz kaldı. Susuzluğunu arttıran bir rüya görüyordu. Karanlıkta dağların biçimleri belli olmuyordu. Genç adam suç duygusuyla ilgili düşünceleri kafasından kovmuştu. Çöl onu kavururken bu düşünceleri unutmuştu". 
King Stephen, Kara Kule-I, 102 
Max Payne Original Soundtrack

27 Ekim 2012 Cumartesi

"çizer o"

Dışarıya çıkmıştım bir ara öğleden sonra.
Namazın yarısını evde kılmıştım, yarısını da eski, çok eski bir camiye bırakmıştım.
Sonra bir kaç işim vardı işte..
Onları hallettim,
Camiye uğradım.
Aklıma sayın kankam S. gelmişti.
Çıkınca arayayım diyordum,
O ben uçan seccadelerdeyken mesaj atmış.
Hem de boş bir mesaj.
Yanlışlıkla.
Aradım.
Geçenlerde bana boşanmaların artması konusunda ne düşünüyorsun diye sormuştu bir mesajla.
işten dönüyordum.
Geç vakitti.
belki on mesaj atmıştım ardı ardına.
Bugün memleketteyken aynı konu açılınca kalabalık bir ortamda,
yazdıklarımı okumuş onlara.
Şaşırmışlar. Beğenmişler düşüncelerimi.
"Yazar mı arkadaşın" demişler
"çizer o" demiş:)
Mutlu oldum bundan.

şarıklardan  lejos de ti
Fotoğraf: İzmir Urla, 2007-26 Temmuz. 
Kumsaldan topladığım deniz varlığı kalıntılarından bir canlandırma.

Son misafirlerin gidişi, telefonların susuşu, bayramın fiilen bitişi ve akşamın aniden çökmesi üzerine

Gittiler.
Artık gelen olacağını zannetmiyorum.
Olursa da..
tek tük işte.
Ha doğru..
Yarın kurumsal misafirler olacak.
Babamın misafirleri gelecekler son günde.
--
Yalnızlığın böylesi fena oluyor.
Dağılan hüzünler,
Unutulmuş acılar,
Yapılacak dağ gibi işler,
Geri gidilecek yerler..
Hepsi ardı ardına dökülüveriyor kararan havayla birlikte insanın önüne.
--
Ama sonra geçiyor.
Bilmiyorum bende geçiyor..
Çünkü..
Seviyorum insanları..
Yanımda olmasalar da,
Seslerini her istediğimde duyamasam da,
Her an diz dize gülemesem de..
seviyorum onları 
ve her şeyden önce varlıklarından,
sonra da gittikleri yerlerde iyi olmalarından dolayı mutluluk duyuyorum.
-
Ayrıca..
Ben bir kaç insan tanıdım ki dünyada..
Onlar..
Onlar üç nokta.
Anlatılabilecek gibi değiller.
Dünyada cennet onlar.
Dünyada cennet onlar.
Dünyada cennet onlar.
Şimdi onlar varken..
Ne diye sıkayım ki canımı!
Gitmelerinden iki buçuk saat sonra

Fotoğraf: 07.31'2007- 20:14:24 Urla/İzmir

Sabah Sabah Güzel Sabah

İnsan inanmasa..
Nasıl açıklayabilirdi ki.
Hastaydım.
Hele dün.
Her şey bulanıyordu içimde.
Bayram için, sevdiklerimi görmek için bir kaç günlüğüne düştüğüm memleket,
yatak battaniye olup çıkmıştı.
Bulanıyordu her şey.
Dileyenler, isteyenler, arzu edenler, dokunanlar oldu kilometrelerce uzaktan.
İyi oldum. 
Sanki hiç hasta olmamış gibi uyandım!
Şimdi sıra bende.

İyileşmek Hakkında

Çok şükür iyiyim.
Yarın..
Bütün güçleriyle terketmiş olacak muhtemelen vücudumu..
Biri el açmış kalbiyle..
Akmış olmalı yine bir nehir gibi..
İstemiş olmalı kendisine ister gibi,
Dilemiş olmalı sanki çocuğuna diler gibi..
--
Bir de bi' üç harfli vardı tanıdığım, çok sevdiğim. 
Bilenler iyi bilirler hiç kimsenin bilmediği kadar hem de:)
Aklıma geldi.. Pek severdi bu çay işlerini.
Ondan da bir çay tarifi istedim.
Annem dokundu otlara kaynattı bir cezvede..
Sonrası iyilik..
Sonrası ferahlık işte.
Şarkılardan da http://fizy.com/#s/18pgkr
Daha ne olsun..
Daha ne olsun..
Siz hiç hasta olmayın olur mu!
Siz hiç üzülmeyin dünyada!
Ve ben..
Hep sizden haberdar olayım.
Hep!

26 Ekim 2012 Cuma

Dinlemesem

İyi değildim.
Yattım düşlü rüyalar gördüm akşama kadar.
Kapı çaldı defalarca.
onlarca insan bağırıs çağırış gülüş yukarıya çıktılar..
aynı anda gelenler oldu,
aynı anda gidenler oldu.
Hep seslerini duydum bugün.
Sonra kalktım saat beşi geçmişken biraz.

Dinlemesem gelemeyecektim kendime
Dinlemesem gelemeyecektim kendime
Dinlemesem gelemeyecektim kendime

şimdi
iyiyim.
yüzüm gülecek gece umuyorum.

Dinlemesem gelemeyecektim kendime
Çok şükür.

Evden çıkmadan biraz önce

Bayram Hakkında

Ta 01:02 otobüsünden şu ana kadar geçen sürenin üzerimde bıraktığı çok şey vardı.

Ancak fırsat yoktu buraya dökecek. Uzun yıllar sonra ilk kez hep birlikte memleketteyiz. Sabah kalabalık bir grup olarak gittik camiye. Dönüşte evin önünde oyalandık biraz. Gelenle geçenle konu komşuyla bayramlaştık. Sonra hafif bir kahvaltının ardından malum işler başladı. Öğleye doğru ancak tadabildik ilk lokmaları. Allah kabul etsin herkesinkini. İmkan bulamayanlara da başka bayramlarda nasip etsin -ben dahil:) C'nin de bir koyunu vardı. ilkti. Güzeldi, sevindik.

--
Kardeşim M. sabaha karşı gidecekti. O yüzden bir kaç yakınımızı görelim dedik. Çıktık birazını göremedik. Bulamadık. Tabi herkes bir yerlerde uğraşıyordu "et işleriyle". Hava harikaydı sabah. Öğleden sonra serinledi ve ardından da yağmur indi. Hiç üşümezdim. Üşüyorum ben. Üşüdüm. 
Sevgili kardeşim M. bu sabaha karşı gitti. Otogara birlikte gittik. Giderken o kullandı, nedense çok hızlı sürüyor son zamanlarda. Yollar boştu. Bomboştu ama kaç kez uyardım onu. Lakin dönerken ben ondan hızlıydım çünkü kendimi kötü hissediyordum. Sanırım üşüttüm. Bir an önce eve dönmem gerekiyordu. Döndüm, bir Emadur buldum. Nasıl sevindim.. Sonra örttüm üstümü, yetmedi, M. ninkileri de çektim üzerime. Yattım. 

--devam edecek

25 Ekim 2012 Perşembe

İnsanın Kendine İnsan Üzerinden Kötülüğü

Çocuktum. 
Okula bilem gitmezdim o zamanlar.
Yemezmişim.
Su ile yaşıyor derlermiş bana.
Her gittiğim kapıda evde yedim de geldim polimini çekermişim.
Eve gelince de orada yedim demeyi huy edinmişim..
Hatırlamam bunları pek..
Hayal meyal işte.
Sonra bir gün..
Karşı komşunun delikanlı oğlu E. -ki daha bugün bayramlaştık- 
"iskeletor" demişti bana.
Heman'den bilirdik onu. Kötüydü o.
Hem bir deri bir kemik bile değildi.
Kemikti sadece.
Kemikti.
Hiç unutmadım.
Yıllarca çıkmadı içimden.
Hatırlarım hala nasıl üzüldüğümü..
Nasıl içerlediğimi..
Onca insanın içinde nasıl utandığımı.
Hatırlarım.
Sonra, belki aynı zamana rastlar, 
bir kadın vardı bizim sokakta..
Anneme bir şeyler sormuştum o kadın hakkında..
Hala yüzümdedir o sorunun izi..
Her aynaya baktığımda hatırlatır Allah bana o saygısızlığımı..
üzülürüm.
yeniden yeniden af dilediğim de olur kimi zaman.
Helal etsin hakkını o teyze.
Ömrümde ilkti.
İlk kez aşmıştım haddimi.
Söylediğim, güldüğüm şey..
dönüp dolaşmadan vurmuştu yüzüme.
kendime kötülük ettim insan üzerinden.
--
O gün son idi.
Allah aştırmasın insana 
insanlığının seddini haddini.
Bedeli ağır.
Biliyorum.
Lakin çocuk indirimi yapmış olmalı bana Hak.
Çok şükür!
--
Hem:)
Üzülmeli belki biraz ama.
Baş eğmemeli!
Keşke..
Tonlarca kalp taşıyıp "bir deli bir kemik" kalabilseydi herkes..
Birazcık olsun!
Birazcık olsun!

Orion'un beni ayakta karşılaması üzerine!

saat 3:42.
Otobüsten indim..
Hava serindi oldukça tabi ben de tişört yine.
ve aydınlıktı memleket, 
zifiri aydınlıktı gecenin bu saatinde.
Bir çekttim ki içime hafiften isli havayı..
Neredeyse insanlar burnuma kaçacaklardı!
Bekledim biraz
Sonra servise geçtim..
10dk sonra bir ana yol üzerinde bırakıldım, 
ve sokağıma döndüm on beş-yirmi adım sonra..
Ne göreyim!
Aman Allah'ım ne göreyim..
Ömrümce gözledim de 
ben böyle berrak gök görmedim..
Ömrümce gözledim de 
bu denli dokunacak gibi olmadım.
Orion..
O kainatın doğuşuna şahitlik etmiş Avcı,
O sonbaharların koruyucusu ayakta karşıladı beni..
Ne andı..
Giremeyecektim neredeyse eve!
--
Lakin girmek gerekti bir an önce
açmak gerekti daha oturmadan bilgisayarı!
-
twitler ajans gibi mübarek:)
"Saniyesinde" de eve vardığımı öğrendim:)
altyazı gibi geçti vardığım:)
İyi haberler de aldım:) :)
M'utlu oldum
:D:D
:D:D (:Dört köşe)

24 Ekim 2012 Çarşamba

Güle Döne Bir Gün Gele Kesin Gele

:)
Bazen müşterilerin ürünlerini tıkıştırıveriyorum poşetlere..
Yapıyorum bunu..
Beden bir yerden sonra kendiliğinden yapıyor bunu.
Çantamı hazırlarken de öyle yaptım:)
-
Güzel güzel giysiler gömlekler aldım yanıma ama..
Dayanamadım, güzel bir şeymiş zira:)
tıkıştırıverdim gitti.

Benim suratta bir sorun olmalı assam da olmuyor asılmıyor..
Yapamadım gitti..
Çocuk surat olmak bazen iyi:)
Kalp suratı astıramıyorsa, surat kalbi gülümsetiyor..
Ayrıca belileğen de akıldan çıkmıyor..
Sonrası kahkakahahahahahahaha
:D

Bu eller hep açık!
Hep Açık
Hep Açık
Hep Açık..
o nun için
O'na
Hep Açık 
Hep Açık
Hep Açık
:D


Tam çıkarken evden, koşarken umulan güne

Nereye gidiyorsam ben de

Saat on bir de çıkacağım..
gecenin on birinde bir başıma.
sonra el verecek terminal, garaj, otogar her ne ise işte adı..
biri iki geçe otobüsünde dokuz numara..
oysa yıllardır aynıydı benim koltuğum..
alamadım bu kez onu. olmadı.
nereye gideceği belli otobüsün.. 
varacağı yer,
gireceği peron, 
indireceği yolcular bile belli..
yolun biteceği saat..
hepsi belli.
yalnız..
otobüs bedenimi taşır..
bedenimi götürür gideceği yere..
ruhum bir sapan taşı mübarek.
belli ki, 
yolculuk yolumun bittiği yerde başlayacak yine.
-
Biliyorum zamanla tersine "döndürülecek",
yollar şu gün gittiğim, ayrıldığım yere "çıkarılacak".
aslında istediğim yere "çevrilecek"
pusulamın kırmızı uçlu çivisi.

Hem..
Bundan da iyiyim ben.
Üzüntünün de hayırlısı olurmuş meğer.
İnsan üzülecekse böyle şeylere üzülmeli.
asacaksa yüzünü, 
dertlenecekse iyilikten güzellikten dertlenmeli..
işte tam da böyle.
Çok şükür!


Çanta Hazır
Az Kaldı Yollanmaya

Ondan işte

Uyandığım da farkettim bugünün arefe olduğunu.Aklım almadı.Utandım.Üzüldüm.Kim olduğumu unutur gibi oldum bir an.
Ne yapacağımı bilemedim.
bin beş yüz yıl önce "üzerimi örtün" diyen gibi,bin beş yüz sonrasında "örtün beni" diyen gibi.
--
Kapalı olsaydı bugün perdeler ve bir üstümü örten bulunsaydı iyiydi bugün.---Yahu..insan arefeden bi' haber hale düşer mi hiç!Hatırlatanım yoktu ya..ondan oldu bu.
ondan oldu.
ondan işte.

evden son kez çıkmadan bir buçuk saat önce

Karnım Ağrıyor


İnsanlar karnımı ağrıtıyorlar.
İnsanlar aklımı sızlatıyorlar.
İnsanlar canımı sıkıyorlar.
İnsanlar kendimi zorlatıyorlar.
İnsanlar kalbimi kurcalıyorlar.
İnsanlar rahatsız ediyorlar.
--
Gün güzeldi
memnun değilim geceden.
---
Olsun.
N'apalım..
İşte kimi insan da var
mesele "var" olması..
Varlıkta kalması..
hem de insan olarak her haliyle! 
"var' ya"!
ne büyük nimet!
ne büyük güzellik bunu bilmek..
isterse dünyanın öbür ucunda olsun.
isterse arada duvarlar olsun.
hiç farketmez.
var ya!
içim rahat!
nasıl anlatmalı ki bu yüksek mutluluğu.
Nasıl anlatmalı!
Nasıl?


Eve ikinci kez döndükten
bir saat sonra

NOT: Son satırlarım ilaç gibi oldu karnımın ağrısına.
Dindirdi varlığını bilmek. Sadece bilmek, anmak bile.
Çok şükür demek isterim el verdiğince;
uçan seccadenin benzini yettiğince..

23 Ekim 2012 Salı

Z Raporu*


Elimden geçen nakit..
Tam 
YEDİ BİN YÜZ KIRK SEKİZ Lira YİRMİ SEKİZ Kuruş.
ve ayrıca kart ödemesi..
ALTI BİN DÖRT YÜZ ELLİ İKİ Lira DOKSAN ALTI Kuruş.
Ortalama..
ÜÇ YÜZ kişi..
ALTI YÜZ göz.
edilmiş
BEŞ BİN söz
gözlerden okunmuş
ÜÇ BİN hal
kulaktan girmiş
İKİ BİN söz
daha diğer kulağa bile varmadan ilk gözden çıkmış
BİN YEDİ YÜZ ELLİ kelime

anında unutulmuş
İKİ YÜZ DOKSAN SEKİZ surat
içime işlemiş
İKİ sima
--
ve son tahlilde..
ALTI lira YEDİ kuruş fazla verdi kasam..
Sayısız insanın hakkıyla döndüm eve..
Taksit yaparlar mı acaba paralel evrende?

*Yazar kasanın günlük işlem raporudur. İlgili kod girildiğinde uzun bir şerit halinde kasa tarafından takdim edilir.

Eve geldikten kırk dakika sonra,
Çıkmadan yirmi dakika önce.

Gider Hayret

Hayret arkadaş diyorum..
O kadar yani!
Başka da bir şey diyemiyorum!
:D
--
İnsan kimi zaman bırakabilir.. nı
Bırakan bıraktıysa sebebi vardır derim,
saygı duyar ellerimi açarım.

kapıya yakın bir yer